İki
Film Bir Arada ve Erşan Kuneri
Herkese merhaba. Geçtiğimiz hafta sonu yaşadığım seyahat
hâli ve internet kesikliği gibi teknik sebepler nedeniyle geçen cuma yayımlamam
gereken yazımı bugün paylaşıyorum.
Dizi de Cem Yılmaz’ın sinema evreninde kaldığı
yerden devam ederek başlıyor. Erşan Kuneri, bir erotik film oyuncusu ve
yapımcısıdır. 1980 darbesi esnasında yabancı sigara bulundurmaktan cezaevine
girmiştir.
![]() |
| Erşan Kuneri'nin diğer yapımlardan görüntüleri |
Biçim ve içeriği başarılı bir biçimde harmanlamayı
bilen Cem Yılmaz daha buradan bile bize bazı oyunlar yapmaya başlamış: İki Film
Bir Arada
Liseye yeni başladığımda hayatıma sinema girmişti.
Fakat sinemada film izlemek pahalıydı ve bu kıymetli bir işti. Film kiralamak, DVD
ya da düşük hızlı internetle film indirmekse çok yük bir işti. İşte tam da
böyle bir vakitte “İki Film Bir Arada” ibaresini gördüğümde bunun hesaplı bir
biçimde film izleme sistemi olduğunu düşünmüştüm. Fakat öyle değilmiş. Erotik
ya da porno film gösteren sinemalarmış. (İyi ki o zaman bunu kimseyle
paylamamışım. Kim bilir ne alay ederlerdi.)
Cem Yılmaz da bu “iki film bir arada” formatını dizisine uygulamış. Genellikle bölümlerin ilk yarısında istediği filmleri çekmek ve kendini gerçekleştirmek isteyen Erşan Kuneri ile dostlarını görürken diğer ikinci yarıda da bu ekibin çektiği filmleri izliyoruz.
“Kurgu içinde kurgu” ya da “anlatı halkası içine başka
bir anlatı halkası” tekniğiyle bir şeyler yazmak yeterince zorken bir de bunu
senaryo olarak yazıp uygulamaya geçirmek çok daha zor bir iştir. Her bölümde
farklı bir film tarzının ele alındığını düşünecek olursak prodüksiyon ve
uygulama açısından başarılı bir iş olmuş.
![]() |
| Erşan Kuneri 7. Bölüm Erman |
![]() |
| Akıncı Türk Beyi Kara Murat |
![]() |
| Ne kurşun yerse yesin yıkılmayan adam |
Bütün bu çıkarımları yapmamızı sağlayan harika detaylar serpiştirilmiş. Cazibesiyle bütün kadınları kendine hayran bırakan akıncı Türk beyi, defalarca vurulmasına rağmen bir türlü yıkılmayıp ayakta ölen adam, sadece sesiyle değil aynı zamanda fiziğiyle de gündeme gelen bol kol kaslı bağlama virtüözü arabesk şarkıcısı, köyün delisiyle ahbap olan kalkınmacı toplumcu öğretmen ve daha niceleri...
![]() |
| Orhan Gencebay ve fiziği |
Telekolik olan ya da her akşam ana haber bülteni
öncesinde yayınlanan birbirinin benzeri Türk filmlerine maruz kalan herkesin
bildiği ve izlerken aklından geçen eleştirileri; Cem Yılmaz, bize ait kodlarla
ve kendi mizah diliyle yeniden işlemiş.
Filmler çekilirken afişlerde dahi dönemin benzer
filmlerinin afişlerine sadık kalınarak yapılması ayrıca takdirimi kazandı.
İnternette bazı izleyiciler bu içeriklerin çalıntı
olduğunu söylemiş. Bunun çok sığ bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum. Zaten “sanat”
dediğimiz şey de “bu dünyada olanın sanatçının süzgecinden geçip yeniden
yansıtılması” değil midir?
![]() |
| Erşan Kuneri ve klitoris biçimli logosu |
Film sıcak ve canlı renklerle çekilmiş. Arif ve 216 da
bu üslupla çekilmişti. Filmi izlerken güvenli bir ortamda olduğunuzu ve sizin
ya da film kişilerinin başına asla bir şey gelmeyeceğini düşünüyorsunuz. Zaten
kimsenin de başına bir şey gelmiyordu. Fakat Erşan Kuneri’de kullanılan alt dil,
erotik gerilim ve şiddet izleyiciyi tedirgin etmiş olabilir. (Kaldı ki bahsedilen
unsurlar bir Tarantino filmi gibi de değildi.)
Dizinin dramatik yapısı ve gelişimi başarılıydı.
Dizidekilerin tamamı dönüşüm geçirdi. Bu da sık görülen bir şey değildir.
“Peki, Ailemizin Yazarı. Erşan Kuneri’nin hiç mi kötü
bir yanı yok?”
“Var tabii sayın okur.”
![]() |
| 2. Bölümdeki çekiç-orak gölgeleri |
Ya da Kooperatif Kemal’in öncesinde verilen solcu
tavırları, çay simit ve komprador esprileri bana daha komik gelirken ikinci
yarıda gösterilen Kooperatif Kemal’in hikâyesi beni o kadar da güldürmedi.
(Bunlar benim şahsi gözlemlerim. Çevremde bir sürü kişi tam aksine Kooperatif
Kemal’in öyküsüne daha çok gülmüş.)
![]() |
| 80'ler film afişlerine benzetme |
Erşan Kuneri uzun zamandır beklediğim bir projeydi. Büyük
bir beklentiyle izlediğim için bazı yerler bana çok soluk geldi. Ama bölümlerin
arasına serpiştirilen ve çok az kişinin anlayabileceği espriler çok hoşum gitti.
Biz zamanlar televizyonlarda emekli SAT komandosu
Namık Ekin çıkardı. Rekor denemeleri ya da bilirkişiliği ile gündeme gelirdi. İkinci
bölümde geçmesi ummadığım bir anda yüzümü güldürdü. Ya da çekiç orak gölgeleri…
4. bölümde patlatılan arabanın oyuncak araba olması ve onun çekilmesi gibi
detaylar gönlümü kazandı. Fakat seyircinin bir kısmı komedi izlerken bir de
esprilerdeki referanslara kafa patlatmak istemediğini söylüyor. Bense bu
referans yağmurundan memnundum.
https://www.youtube.com/watch?v=YdW6n8Leznc
NOT: Oyuncuların hepsinin oyunculuğunu çok beğendim. En çok da Özkan Uğur'un tıpkı GORA'da bestelediği "Olduramadım" isimli şarkısı gibi eğlenceli bir şarkı olan "Bir Bakman Lazım"ı bestelemesi beni çok mutlu etti. Siz bu yazıyı okurken ben onu dinliyor olacağım.
https://open.spotify.com/track/0J17noaTBUlFVCMvzMZCUF?si=0ce15b183db84336
Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.











Hiç yorum yok:
Yorum Gönder