16 Mayıs 2022 Pazartesi

İKİ FİLM BİR ARADA VE ERŞAN KUNERİ

İki Film Bir Arada ve Erşan Kuneri

Herkese merhaba. Geçtiğimiz hafta sonu yaşadığım seyahat hâli ve internet kesikliği gibi teknik sebepler nedeniyle geçen cuma yayımlamam gereken yazımı bugün paylaşıyorum.

13 Mayıs Cuma günü Cem Yılmaz’ın son işi olan Erşan Kuneri, Netflix’te yayılandı. Projeden haberi olmayanlar için Erşan Kuneri, ilk önce GORA’da sonra Arif ve 216’da boy gösteren bir kurgu kişisiydi.

Dizi de Cem Yılmaz’ın sinema evreninde kaldığı yerden devam ederek başlıyor. Erşan Kuneri, bir erotik film oyuncusu ve yapımcısıdır. 1980 darbesi esnasında yabancı sigara bulundurmaktan cezaevine girmiştir.

Erşan Kuneri'nin diğer yapımlardan görüntüleri
Cezaevinden çıkan Erşan Kuneri artık erotik filmler yerine “bir senaryosu olan” gerçek sinema filmleri çekmek istemektedir. Sinema sektöründen tanıdığı arkadaşlarını da bu macerasına ortak eder ve bize çift yönlü bir hikâye sunar.

Biçim ve içeriği başarılı bir biçimde harmanlamayı bilen Cem Yılmaz daha buradan bile bize bazı oyunlar yapmaya başlamış: İki Film Bir Arada

Liseye yeni başladığımda hayatıma sinema girmişti. Fakat sinemada film izlemek pahalıydı ve bu kıymetli bir işti. Film kiralamak, DVD ya da düşük hızlı internetle film indirmekse çok yük bir işti. İşte tam da böyle bir vakitte “İki Film Bir Arada” ibaresini gördüğümde bunun hesaplı bir biçimde film izleme sistemi olduğunu düşünmüştüm. Fakat öyle değilmiş. Erotik ya da porno film gösteren sinemalarmış. (İyi ki o zaman bunu kimseyle paylamamışım. Kim bilir ne alay ederlerdi.)

Cem Yılmaz da bu “iki film bir arada” formatını dizisine uygulamış. Genellikle bölümlerin ilk yarısında istediği filmleri çekmek ve kendini gerçekleştirmek isteyen Erşan Kuneri ile dostlarını görürken diğer ikinci yarıda da bu ekibin çektiği filmleri izliyoruz.

“Kurgu içinde kurgu” ya da “anlatı halkası içine başka bir anlatı halkası” tekniğiyle bir şeyler yazmak yeterince zorken bir de bunu senaryo olarak yazıp uygulamaya geçirmek çok daha zor bir iştir. Her bölümde farklı bir film tarzının ele alındığını düşünecek olursak prodüksiyon ve uygulama açısından başarılı bir iş olmuş.

Erşan Kuneri 7. Bölüm Erman
Bölümlerin ikinci yarısında izlediğimiz filmler, o dönem boy gösteren moda filmlerin tarzlarında olmuş. Dönemin sinemasında seyirciler tarafından tutulan konularda filmler yapılmaya gayret edilmiş. Bunlar: Cüneyt Arkın’ın oynadığı tarihi kahramanlık filmleri ve polisiye filmleri, Tarık Akanların oynadığı işçi filmleri, Orhan Gencebayların oynadığı arabesk filmleri, Doğu’da çok tutulan yabancı filmlerin taklitleri, Batı’daki korku filmlerinin uyarlamalarına değinilmiş.

Akıncı Türk Beyi Kara  Murat

Ne kurşun yerse yesin yıkılmayan adam

Bütün bu çıkarımları yapmamızı sağlayan harika detaylar serpiştirilmiş. Cazibesiyle bütün kadınları kendine hayran bırakan akıncı Türk beyi, defalarca vurulmasına rağmen bir türlü yıkılmayıp ayakta ölen adam, sadece sesiyle değil aynı zamanda fiziğiyle de gündeme gelen bol kol kaslı bağlama virtüözü arabesk şarkıcısı, köyün delisiyle ahbap olan kalkınmacı toplumcu öğretmen ve daha niceleri...

Orhan Gencebay ve fiziği

Telekolik olan ya da her akşam ana haber bülteni öncesinde yayınlanan birbirinin benzeri Türk filmlerine maruz kalan herkesin bildiği ve izlerken aklından geçen eleştirileri; Cem Yılmaz, bize ait kodlarla ve kendi mizah diliyle yeniden işlemiş.

Filmler çekilirken afişlerde dahi dönemin benzer filmlerinin afişlerine sadık kalınarak yapılması ayrıca takdirimi kazandı.

İnternette bazı izleyiciler bu içeriklerin çalıntı olduğunu söylemiş. Bunun çok sığ bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum. Zaten “sanat” dediğimiz şey de “bu dünyada olanın sanatçının süzgecinden geçip yeniden yansıtılması” değil midir?

Erşan Kuneri ve klitoris biçimli logosu
Bir de içinde küfür ve bel altı espri olduğu için rahatsız olduğunu söyleyenler var. Porno/erotik film sektöründe çalışmış birinin çok üst düzey bir dille konuşması beklenemez. Tabii ki böyle bir anlatımının olması normal. Dilin tedirgin etmesinin sebebinin dizinin çekim biçiminden kaynaklandığı kanaatindeyim.

Film sıcak ve canlı renklerle çekilmiş. Arif ve 216 da bu üslupla çekilmişti. Filmi izlerken güvenli bir ortamda olduğunuzu ve sizin ya da film kişilerinin başına asla bir şey gelmeyeceğini düşünüyorsunuz. Zaten kimsenin de başına bir şey gelmiyordu. Fakat Erşan Kuneri’de kullanılan alt dil, erotik gerilim ve şiddet izleyiciyi tedirgin etmiş olabilir. (Kaldı ki bahsedilen unsurlar bir Tarantino filmi gibi de değildi.)

Dizinin dramatik yapısı ve gelişimi başarılıydı. Dizidekilerin tamamı dönüşüm geçirdi. Bu da sık görülen bir şey değildir.

“Peki, Ailemizin Yazarı. Erşan Kuneri’nin hiç mi kötü bir yanı yok?”

“Var tabii sayın okur.”

2. Bölümdeki çekiç-orak gölgeleri
Dizinin her bölümünün iki kısımdan oluşması, ilk kısmın iyi olması ikinci kısmın da iyi olması beklentisine sokuyor insanı. İkinci bölümde ekibin kendi içlerinden birine korku gecesi düzenlemeleri bana daha komik gelirken ekibin çektiği korku filmi o kadar da güldürmedi beni.

Ya da Kooperatif Kemal’in öncesinde verilen solcu tavırları, çay simit ve komprador esprileri bana daha komik gelirken ikinci yarıda gösterilen Kooperatif Kemal’in hikâyesi beni o kadar da güldürmedi. (Bunlar benim şahsi gözlemlerim. Çevremde bir sürü kişi tam aksine Kooperatif Kemal’in öyküsüne daha çok gülmüş.)

80'ler film afişlerine benzetme

Erşan Kuneri uzun zamandır beklediğim bir projeydi. Büyük bir beklentiyle izlediğim için bazı yerler bana çok soluk geldi. Ama bölümlerin arasına serpiştirilen ve çok az kişinin anlayabileceği espriler çok hoşum gitti.

Biz zamanlar televizyonlarda emekli SAT komandosu Namık Ekin çıkardı. Rekor denemeleri ya da bilirkişiliği ile gündeme gelirdi. İkinci bölümde geçmesi ummadığım bir anda yüzümü güldürdü. Ya da çekiç orak gölgeleri… 4. bölümde patlatılan arabanın oyuncak araba olması ve onun çekilmesi gibi detaylar gönlümü kazandı. Fakat seyircinin bir kısmı komedi izlerken bir de esprilerdeki referanslara kafa patlatmak istemediğini söylüyor. Bense bu referans yağmurundan memnundum.

Günahıyla sevabıyla Erşan Kuneri iyi bir işti. Devamını ve başka projeleri de bekliyoruz.

https://www.youtube.com/watch?v=YdW6n8Leznc

NOT: Oyuncuların hepsinin oyunculuğunu çok beğendim. En çok da Özkan Uğur'un tıpkı GORA'da bestelediği "Olduramadım" isimli şarkısı gibi eğlenceli bir şarkı olan "Bir Bakman Lazım"ı bestelemesi beni çok mutlu etti. Siz bu yazıyı okurken ben onu dinliyor olacağım.

https://open.spotify.com/track/0J17noaTBUlFVCMvzMZCUF?si=0ce15b183db84336

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

HALA OKUMADIN MI?

BU YAZILARI KİM YAZIYOR?

24 Mart 1991’de Ankara’da dünyaya gelen Yiğit Koçyiğit, Gazi Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde edebiyat eğitimi ald...