3 Haziran 2022 Cuma

ACAYİP ACAYİP ŞEYLER

ACAYİP ACAYİP ŞEYLER

Hanımlar beyler, herkese merhaba. Bu hafta hem Stranger Things’in yayınlanan son sezonu hakkında konuşmak hem de ülkelerin ulus kimlik inşasına değinmek istiyorum.

NOT: Diziler ve filmler üzerinden ulus kimlik inşası başka bir uzun yazı konum. Fakat burada sadece dizi üzerinden birkaç başlıkla kısaca bahsedeceğim.

Stranger Things - 2016
Stranger Things 1983 yılını anlatan, paranormal olaylardan bahseden bir dizi. Çıktığı andan itibaren jeneriğinden müziklerine, kostümlerinden anlatımına çok özel bir yere sahip oldu.

Anlatının kahramanları “geek” çocuklardı. Bilime, çizgi romanlara, filmlere, FRP’ye (rol yapma oyununa) ilgi duyan çocuklardı. Yaşadıkları kasabada gerçekleşen paranormal olaylarla yüzleşmeye karar verdiler. Çünkü arkadaşları kayıptı ve demin saydığım ilgileri nedeniyle bunlarla uğraşmak için biçilmiş kaftandılar. Bize hem güzel bir dostluk hikâyesi anlattılar hem de güzel bir macera sundular.

Eski anlatı ve hikâyelerde günümüz teknoloji araçlarını kullanmadan bir şeyler anlatmak dahi başlı başına bir zorlukken böyle bütünlüklü bir hikâye izlemek güzeldi.

Son sezonsa gerek çatışma ve aksiyon sahneleriyle gerekse bu sezon karakterleri derinleştiren geri hikâyeleriyle güzel bir sezon izledik.

Stranger Things’i benim için özel yapan şey nedir? İlgileri nedeniyle toplumdan dışlanan çocuklar ve onların büyürken verdikleri mücadele. Ben de lise sıralarındayken dinlediklerimden okuduklarıma, düşündüklerimden konuşmak istediklerime pek muhatap bulamazdım. Bu paylaşımsızlık pek çok şeyden beter. Yaşınız büyüdükçe ve iletişim araçlarıyla sizin gibi kişilere ulaştıkça aslında normal olduğunuzu, ilgilerinizi anlayan insanlar olduğunu bilmek size iyi geliyor.

Bir FRP Oyunu olarak Dungeons & Dragons
Stranger Things’teki çocuklar daha küçük yaşlarında kendileri gibilerden oluşan bir arkadaş grubuna sahipler. Dizi benim için acaba ilgilerimi paylaştığım insanlarla biz daha küçük yaşlardayken karşılaşsaydık “Acaba işler nasıl olurdu?” sorusunun simülasyonik bir yanıtı.

Amerikan televizyon tarihinin belli başlı tutmuş dizilerinde hep bağımsızlık mücadelesi veren erkek ve kadın arkadaş grubu konseptini görüyoruz. 1980’lerden bu yana zorbalığa uğrayan bu naif insanların aslında iyi insanlar olduğunu anlatan ve onları izleyen pek çok genci onlar gibi olmaya davet eden güzel yapımlar izleniyor. Ulusları bu yönde biçim almaya başladılar ve bence bir miktar başarıya da ulaştılar. (Seinfeld, Friends, How I Met Your Mother, The Big Bang Theory)

The Big Bang Theory

Ülkemizdeyse kendi çocukluğunuzu hatırlayın. Annenizin yaptığı pötibör bisküvili pasta, sarı ve siyah kolalı doğum günü kutlayan, 23 Nisanlara giden cumhuriyet çocuklarından nasıl oldu da; tuğra dövmeli, nargile kafelerde ahkam kesip “ağır abicilik” oynayan ve çevresindeki herkesle pragmatik ilişkiler ağı içinde olan insanlara dönüştü?

23 Nisan'da ağırlanan yabancı misafirler

Televizyon sektörünün ulus kimlik inşasıyla tabii ki de. İkinci Bahar, Yedi Numara, Ruhsar, Ayrılsak da Beraberizler’den Kurtlar Vadisi’ne, Kolpaçino’ya ve Çakallarla Dans’a evrildik.

Bir dönem Avrupa toplumu kendini roman teknolojisi ile yeniden inşa etti. Amerikalılar televizyonla… Şimdi ise sıra bizde: İnternet tabanlı uygulamalar ve platformlarla görmek istediğimiz ulus profilini inşa etmeliyiz. Böyle olursa her şeyin yoluna gireceğine, yeniden o 23 Nisanlarda yurtdışından gelen misafirlerini karşılayıp evinde ağırlayan çocuklara döneceğimize garanti veriyorum.

Son olarak çevrenizde farklı ilgileri olan insanları çevrenizde tutun ve onları anlamaya çalışın. Eğer etrafınızda bütün ilgilerinizden konuşabildiğiniz insanlar varsa onları ne olursa olsun hep yanınızda tutun. Zira insanın en yakın arkadaşını kaybetmesi çok b.tan ve acı verici bir şey sayın okur.

.

Yazımı sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

HALA OKUMADIN MI?

BU YAZILARI KİM YAZIYOR?

24 Mart 1991’de Ankara’da dünyaya gelen Yiğit Koçyiğit, Gazi Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde edebiyat eğitimi ald...