PATRON’UN ÖNLENEMEZ DÜŞÜŞÜ: KURBAĞA PRENS
Sene
2009 ve ben akademi ile yeni tanışmışım. Okulu kulaklığımda çalan şarkılarla keşfetmeye çalışıyorum. Çünkü sesleri kaydedebildiğimiz kadarına hâkim
olabildiğimizi sandığımız yıllar. Mp3 çalarlar moda ve Ipod’lar hâlâ aramızda.
Cep telefonları yeni yeni dijital bir veri bankasına dönüşüyor. Herkes kendi
çalma listesini bu cihazlara yüklüyor.
Rap
müzik henüz sadece birkaç projede boy göstermiş vaziyette. Ankara halkı
metalcileri dahi bağrına basmış da rapçileri garipser hâlde. Metalcilerin en
azından takılabilecekleri barları var. Biralarını yudumlarken mekânlarda kendi
zevklerine uygun şarkılar dinleyebiliyorlar. Rap müzik dinleyenler evlerine,
odalarına mahkûmlar. Kendileri gibi birkaç arkadaşlarıyla belki bazen kafalarını
dumanlıyorlar, o kadar.
![]() |
| Mode XL (Evren Besta ve Veyasin) |
![]() |
| Frekans ve Yunus Emre |
![]() |
| Neknega ve Galip |
Ankaralı yerel rapçiler var. Kimsenin bilmediği, sadece ilgilisinin çalma listelerinde boy gösteren isimler ve gruplar. Bunlar: Mode XL, Kerim Erduran, Yunus Emre ve Frekans, Galip ve Neknega, Neşet Kılıç ve niceleri…
Sene 2010. Akademinin ilk yılı bitmiş. Yaz okulu yollarındayız ve çalıştığım yerdeki bir çocuk bana bir CD getirdi: Patron’un Professional albümü. Patron, İstanbullu bir rapçiydi.
![]() |
| Patron - Professional 2010 |
Daha önce Patron’un birkaç tekliğini dinlemişim fakat ilk kez albümlerini baştan sona dinleyecektim.
Professional
çalmaya başladığında müthiş kafiyeli sözler beynime hücum etmeye başlıyor.
Sözler bazen ritme öne çıkma fırsatını verip sonra tekrar sahneye çıkıp şovunu
yapıyor. Bir şekilde estetiğini anladığım fakat nasıl olduğunu çözmediğim bir
kafiye düzeni var. Sonrasında bunun “Rap Matematiği” olduğunu öğreneceğim ve
bunun en güzel örneklerini Patron harika bir biçimde kullanıyor.
Rap Matematiği: Klasik şiir bilgisindeki redif ve kafiyenin aksine aynı hecelerde sıra ile aynı ünlü seslerin kullanılmasıdır. Bazen bu sesler aynı ünsüz seslerin yerlerini değiştirerek kullanılmasıyla da elde edilir. Kulağa sanki kafiye var gibi bir illüzyonla gelir fakat aslında ses sanrılarıdır.
"Kıskandılar yaşamımı, kıskandılar bizi
Nişan almamıştım oysa sırf ıskalamak için"
"Düşünmeden geçen zamanı mutlu say ve dinle
Karamsarca kapanırsan barışamazsın kendinle
Gözyaşın akarsa eğer kurusun mendilde
Patron kulağa hoş gelir dinlerler inan her dilde"
Karşı
koyamıyorum. Durup durup şarkılarını tekrar dinliyorum. Yerli ve yabancı
sözleri öyle güzel harmanlıyor ki gözüme batmıyor. Beatin liriklerinin önüne
geçmesine asla izin vermeyen Patron sözleriyle adeta ikinci bir ritim
oluşturuyor ve onun şarkılarını dinlerken dans etmeye karşı koyamıyorum. En iyi
ihtimalle ritim tutuyorum.
Yıl
2022. Telefonlar, bilgisayarlar, pikseller, sesler ve depolama teknolojisi
almış başını gitmiş. Artık Spotify elektronik cihazlarda yerini almış. Eskinin
metalcileri ve rapçileri büyümüş koca koca insanlar olmuş. İnsanlar: kira ve
faturalar için iş güç derken dünyayı sığdırdıkları o özgün ama mütevazı, adeta
bir kontrollü kaos örneği olan çalma listelerini geride bırakmışlar.
Rap
müzik artık televizyonlarda, gençlik festivallerinde ağırlanır olmuş. Trap
adında bir bela çıkmış. Ben trap denilen şeyi duyduğum anda ondan nefret eder
olmuşum. Eminem de benim gibi düşünmüş olacak ki çıkardığı son iki albümde o
eski tarzını sürdürüyor. Kafiyeyle ritim dans ediyor.
![]() |
| Eminem Murdered by Music 2020 |
Ankaralı
amatör rapçiler de artık büyümüş. Bir çoğu müziği bırakmış, ayrılmış. Geriye
kalan birkaç tanesi şarkılarını Spotify ve diğer platformlara taşımışlar.
Patron
pes etmemiş. Kendisini her seferinde yenileyerek yeni albümler yapmaya devam
etmiş. O eski kitlenin yerini “Hadi bakalım, Demet Akalın.”, “Pelinsu Eceler,
yansın geceler” dinleyen çocuklar gelmiş.
Artık
günümüzün genç dinleyicileri o şarkıları yıllarca dinlemeyi bırakmış. Tüketiyor
ve bir sonrakine geçiyor. İlerlemeye ve kendini geliştirmeye ya da değiştirmeye
devam eden Patron da bu değişimden nasibini almış.
![]() |
| Patron - Slam Dunk 2021 |
Bir arabada ya da güçlü bir ses sisteminde çalındığında ortalığı sallayan bol baslı altyapıların üzerine birkaç söz serpiştirir olmuş. Ritim, sözlerin önüne geçmiş. Söylerken bize kendimizi bir bilge gibi hissettiren sözler gitmiş. Rap matematiği adı verilen o sihirli kafiyeler kaybolmuş. Geriye çoğu İngilizce olan, serbest çağrışım söz öbekleri gelmiş.
Spotify
ve diğer platformlarda yok ama Youtube’da birkaç videoda rastlanabilen Kurbağa
Prens şarkısını dinlemenizi istiyorum. Patron, bize bir hikâye anlatırken söz
ve ritmi dans ettiriyor ve asla ritmin sözün önüne geçmesine müsaade etmiyor. Sanki
gelecekteki kendine diss atar gibi sözlerini esirgemiyor. Ne diyeceğimi
bilmiyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=HNTy4ApBvx8
Kurbağa Prens dinlemek için 06.51'inci saniyeyi dinleyebilirler.
Patron’un
müziği düşüşe geçmiş. Artık tüketilip, buruşturulup kenara atılan bir mamule
dönmüş. Oysa Kurbağa Prens, Professional, Funk Party, Patron, Hay Hay, Kalbin Pili
BPM’de, Mainstream Boy gibi şarkılar hâlâ kulaklığımdan beynime sızıyor, duyduğum an beni 2009’a götürüyor. Sokaklarda çete savaşları var, rap müzik
kendine bir yer bulmaya çalışıyor, müzik kelimenin tam anlamıyla yeraltından
yükseliyor.
Şimdiyse
Patron’un yeni şarkılarından çok azını dinleyebiliyorum. O şarkıların da bir
kısmına tahammül edemiyorum. Patron’un eski tarzına dönmesi gerektiğini
düşünüyorum. Aksi takdirde önlenemez düşüşüne devam edecek. Beni ve yorumlarımı
boş verin ama Patron 2009’daki kendine borçlu bunu.
Sevdiğin
yazarlar, yönetmenler ve müzisyenlerle aynı çağda yaşamak büyük bir lütuf.
Fakat onların artık eskisi kadar iyi işler yapmamasıysa bir o kadar cehennem
gibi. Üzgünüm.
Yazının sonuna geldiğimizde Patron için kötü bir şey söylemiyorum. Müziğinin zirvede olduğu döneme geri dönmesini temenni ediyorum. Yazımı sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.







Hiç yorum yok:
Yorum Gönder